7 Mart 2013 Perşembe

Ece Yörenç'e açık mektup

Zaman zaman bu satırlarda, eleştiriler yapıyoruz. Hükümeti, terörü, hayata dair bizim penceremizden yanlış gördüklerimizi herşeyi eleştiriyoruz. Kısacası genellikle aşk üzerine de yazsak bile duyarsız kalmıyoruz çevremizde olup bitenlere. Bir de Türk halkının büyük çoğunluğunun dizilerle avutulduğunu hesaba kattığımız için, ara sıra dizilere de eleştiriler getiriyoruz.

Bu blog olsun, sayfalarımız olsun bunu sizlerle paylaşıyoruz. Örneğin; Suskunlar dizisi yayından kaldırılmadan çok öncesi, yoğun eleştirilerimize maruz kalmış, böyle giderse yayından kalkar bu kaliteli yapım demiştik. Ki iki üç hafta sonra yayından kaldırıldı. Ne okulunu okuduk, nede gazete köşelerinde ahkam kesenler kadar biliyoruz! Sonra Kayıp Şehir'i övdük, Pis Yedili'yi yerin dibine soktuk. İllallah gelmişti çünkü diziyi sabah öğlen, öğleden sonra , akşam, gece ekranda görmekten..

Konumuza gelelim. Biliyorsunuz, Türkiye dizi toplumu oldu. Artık ekrandaki bütün pastayı diziler alıyor diyebiliriz. Acun'u saymazsak!

Elbette dizilerde yüzlerce insan zor şartlarda çalışıyor buna eyvallah.

Türkiye'de iki star var artık, dizi oyunculuğunda top yapmış. Kenan İmirzalıoğlu ve Kıvanç Tatlıtuğ. Bu iki aktörün yer aldığı, alacağı yapımlar büyük ses getiriyor ve izlenme rekorları kırıyorlar. Bakınız; Ezel, Karadayı.. Bakınız; Aşk-ı Memnu, Kuzey Güney..

Bugün ise Ece Yörenç'e bir mektup tadında hislerimizi anlatmak istiyoruz.
Yani Kuzey Güney'in senaristine...

Sayın Yörenç; Dizi geçen sezon yayın hayatına başladığında oldukça ses getirmiş. Ve bitmek bilmeyen Muhteşem Yüzyıl'ın karşısına konulmuş ancak çok güçlü duruş sergilemişti. Dizideki hemen hemen bütün karakterler başarıyla oynuyorken, senaryonun işlenişi ile Kuzey karakterinin oluşturulması takdire şayandı.  Kıvanç Tatlıtuğ'un kendini starlığa ulaştıracak oyunculuğu ise göz kamaştırıcıydı. Özet geçersek, Ay Yapım boş işlere imza atmıyor ve Tims Pro. ile dizi dünyasını tekellerine geçirdi artık.

Kuzey Güney; iki kardeşin, aynı kıza aşık olmasıyla başlayan, içlerinden birinin onla nişanlanıp ayrılmasıyla kardeşlerden; kızı asıl sevenin hapse girip çıkması sonrası başına bitmez belalar almasıyla ve kızın seçiminin onları imkansız hale getirmesiyle süregelen bir yapım. İlk sezon Ferhat denilen kötü adamın Kuzey'e kan kusturmasıyla, Kuzey'in bir gecelik yaşadığı ilişkinin vebalini çekip Simay'la evlenmesiyle, kardeşler arası çekişmelerle, yan karakter Zeynep ile başrol Cemre'nin aynı adama aşık olmasıyla ve de Kuzey'in en yakın arkadaşı Ali'nin öldürülmesiyle izleniritesi doruğa çıkmıştı.

Dün geceki bölümün hemen ertesinde yazdığımız bu yazı için fikrimiz vardı. Ancak öncesinde sosyal medyayı araştırdık. Dizinin takipçilerinin neredeyse milyonlara ulaştırdığı Facebook, Twitter sayfalarında insanların memnuniyetsizlikleri, sıkıldıkları ve hiç akmamaya başlayan, yerinde sayan yapımı eleştirdiklerini gördük. Biz de farklı düşünmüyoruz. Ferhat'ın öldürülmesiyle başlayan, Şeref Komiser'in bir nebze olsa da Kuzey'e yarenlik, dostluk edişiyle devam eden, Burak Çatalcalı olayı ile süslenmeye çalışılan senaryo artık duvara toslamıştır.

Sayın Yörenç. Harika bir kaleminiz var. Çok iyi yazdınız bu senaryoyu. Ancak geldiğiniz nokta artık sırf Kıvanç Tatlıtuğ için seyredilen bir yapım haline getirdi diziyi. Bitmeyen çekişmeler, pasif entrikalar, ilerlemeyen ve hep aynı yerde seyreden olaylar silsilesi ile koca ikinci sezonu Ferhat'ın katili kim diye kafaları bulandırmaya ve Cemre ile Kuzey kavuşacak mı sorusunun cevabını uzatmaya ayırmışsınız.

Ferhat'ın kızı, Melda Yalgın, Banu'nun psikolojik vaka oluşu, Sinaner'ler gibi güçlü bir ailenin sürekli kenar mahallenin içinden çıkamaması, oğlunuzu suya sabuna dokunmayan ancak her bölümde ufak da olsa yer alan, iyi adam statüsünde gösterme çabalarınız (ki kilit roller oynayabilir, Barış gibi bir karakterden daha çok etki edebilirdi) gibi yan unsurların inanılırlıktan uzak oluşuyla; dizi artık saati değişen ve izleyiciye bir an evvel ne olacaksa olsun offf sıktı dedirten bir hale gelmiştir.

Elbette aklınızda bir son bir gidişat vardır. Sonu bellidir. Ancak dizinin Ezel veya 20Dakika gibi sarsmaktan; Karadayı ya da Kayıp Şehir gibi sıcaklıktan uzak bir hale gelmesinin müsebbibi sizden başkası değil. Diziyi Kıvanç Tatlıtuğ hayranları nasılsa izler, uzattıkça uzatayım kıvamına getirmiş görünüyorsunuz. Bir aşk var mı yok mu aralarında iki sezon boyunca belli olmayan Kuzey ve Cemre'nin kavuşamamasının etrafında dönülmesinden sıkılan seyirci, Kuzey'in hatrına artık netten veya tekrarından bakmaya da başlayabilir diziye. Zira Türk ailesinin prime time saatini kaptırdı dizi. Ferhat öldü. Bunun yapanın Güney olduğunu ufak ufak gösterdiniz. Bir türlü sonuca erdiremiyor, dizinin heyecan temposunu sırf bu olaya bağlıyorsunuz. Dizi tadını kaybetmiştir. Türk seyircisi, sadık, hatırşinastır. Mutlaka bu denli mesai verdikleri diziyi sonlandırmadan vazgeçmeyeceklerdir. Siz de sanırım buna güveniyorsunuz. Ne aksiyon, ne aşk, ne de aile. Hiç bir tutar yanı olmayan dizinin, Brezilya dizileri gibi sırf entrikalarla yürüyeceğini düşünmek, fazla Pollyannacılık değil mi? Dün gece felaketti. Resmen bitsin diye işkence çektirildi. Kuzey ve Cemre'nin kaderi Zeynep'in ellerine verildi vs.

Üç aylık yaz tatilini ve aradaki bazı haftalarda dizinin yeni bölümünün verilmediği günleri saymazsak 64 haftadır Çarşamba akşamlarının 2/2,5 saatini bu yapıma ayıranlara ayıp olmuyor mu?

Hatırşinaş ve sadık izleyicidir Türk insanı dedik ama, sıkılır da ve aptal değildir. Bizce dizi sallanıyor bizce sıkmaya başladı. Ve çözüm üretecek insan siz görünüyorsunuz. Ya da geç kaldınız. Kaldığınız şeyleri artık ekranda göstermeye başlarsanız, bir nebze izleyiciyi sezon boyunca kafasındaki sorulara yanıt aramaktan kurtarırsınız.

Sona geleyim; Dün geceki dizinin resmi şuydu. Dizinin kansere yakalanıp yakalanmadığını düşünür olmuştuk kaç bölümdür. Meğer dizi kansermiş, sayılı ömrü kalmış...




Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme